Türk Destanları

Türkler

Eski Türklerde Budizm

M.Ö. VI. yüzyılda Hindistan'da Siddharta adlı bir Prens tarafından ortaya atılmış bir dindir. Siddharta, sarayını terk edip ormanda inzivaya çekilir ve mutlak hakikati bulmağa çalışır. Uzun bir nefis mücadelesinden sonra şu dört gerçeği bulur:

1) Izdırap vardır.

2)Izdırap doğar.

3) Izdırap yok edilebilir.

4) Izdırabın yok edilme yolları ve usulleri..

 Bu gerçekleri bulduktan sonra Siddharta "ermiş" anlamına gelen Buddha adını alır. Budizm'i anlayabilmek için yukarıda saydığımız esasların temelini teşkil eden "ızdırap" kelimesini bildiğimiz

Maniheizm (Mani Dini) Nedir

Bu din aslında müstakil bir din olmayıp, Hıristiyanlığın, Zerdüştlüğün (ateşe tapanlar) ve Buddha dininin (Budizm) karışımından ibarettir.Mezopotamya’da bir İranlı ailenin oğlu olan Mani tarafından geliştirilen bu din, daha yayılmasının ilk yıllarında Sasani İran'ında takibata uğramış ve kendisi de İran’da M.S. 273 yılında derisi

Şamanizm Ve Türkler

Yeryüzünde Türklerin kabul edip benimsemediği hemen hiçbir din yoktur. Bu dinlerin başta geleni "Şamanizm"adı verilen bir tabiat dinidir. Bu din hakkındaki bilgilerimiz, bugünkü Sibirya göçebeleri üzerinde yapılan araştırmalardan çıkan sonuçlara göre bilinmektedir. Bununla birlikte Göktürklerden kalma irili ufaklı mezar taşlarından

Orhun Anıtları (Yazıtları) Hakkında Bilgi

Göktürklerden kalan, üzerlerinde ilk Türkçe metinlerin bulunduğu dikili taşlardır. Bu anıtlar, Orhun ırmağı yöresindedir. En büyükleri ve önemli olanları üç tanedir. Birincisini, büyük devlet adamı Tonyukuk, 720 - 725 yıllarında diktirmiştir. Dört yönlü iki taş halindedir. Bir taşta 35, ötekinde 27 satır vardır. Tonyukuk yazıtında, zamanını, yurdunu seven, güçlü ve

TÜRKLER HANGİ DİNLERİ KABUL ETMİŞLERDİR?

Yeryüzünde dinler dört ana grup altında toplanmıştır. Bunlar Totemcilik, Ruhçuluk (animizm), Doğacılık ve Tanrısal Vahiy'dir.

Totemcilik: Bir kabilenin yada grubun, ataları olarak kabul ettikleri bitki, hayvan vs. kutsal sayma ve tapınma biçiminde icra edilen ilkel bir inanıştır.

Türkler tarih boyunca yayıldıkları yerlerin toplumlarında etkilenerek birçok çeşitli din ve inançları benimsemişlerdir. Kurttan Efsanelerinde, Türklerin totem inancına sahip olduklarını gösteren kanıtlar bulunmaktadır. Türklerde tabiat kuvvetlerine inanç (yer-su inancı) ve atalar ruhuna inanç (atalar inancı) olduğu bilinmektedir. Türklerin tarihte en yaygın dinleri ise Gök Tanrı inancıdır. Ayrıca İslam öncesinde Uygurlarla birlikte Maniheizm ve Budizm dinlerini kabul etmişlerdir. Talas savaşından sonra da kitleler halinde İslam dinine geçmişlerdir. Ayrıca Zerdüştlük, Hristiyanlık ve Musevilik dinini kabul eden Türklerde bulunmaktadır.

KISACA TÜRKLERİN KABUL ETTİKLERİ DİNLERİ ÖZETLEYECEK OLURSAK:

1. Gök Tanrı inancı; İslam öncesi bütün Türk topluluklarında kabul edilmiştir.

2. Budizm; Bazı Uygur Türkleri tarafından kabul edilmiştir.

3. Maniheizm; Bazı Ugur Türkleri tarafından kabul edilmiştir.

4. Zerdüştlük; Batı Türkistan'da ki bazı Türk grupları tarafından kabul edilmiştir.

5. Hristiyanlık; Doğu Avrupa'ya yerleşen Türkler tarafından kabul edilmiştir.

6. Musevilik; Hazar Türkleri tarafından kabul edilmiştir.

7. İslamiyet; Ön Asya'ya yerleşen en büyük kitle ile Orta Asya'da kalan önemli sayıdaki Türkler tarafından kabul edilmiştir.

TÜRKLERİN TARİH BOYUNCA BİR ÇOK DİNİ KABUL ETMELERİNİN SEBEPLERİ İSE;

1. Tek Tanrı inancını benimsemiş olmaları, diğer dinlere kolaylıkla geçebilmelerini sağlamıştır.

2. Dinsel hoşgörünün mevcudiyeti ile diğer inanç ve düşüncelerin etkisine açık kalmaktır. Din ve Mezhep savaşlarının olmaması, herkesin istediği dini benimsemesi olağan olduğundan başka dinlere kolayca geçişler sağlanabilmiştir.

3. Coğrafi konum itibari ile gittikleri bölgelerdeki dinleri kolayca benimsemişlerdir.

4. Ticari ilişkiler Hazar ve Uygur Türklerinin din değiştirmelerinde etkili olmuştur.

5. Siyasi baskıları sonucunda Doğu Avrupa'ya yerleşen Türkler zamanla baskı altında kalarak Hristiyanlaşmışlardır.

İKTA SİSTEMİ NEDİR? FAYDALARI NELERDİR?

İkta sistemi; devlete ait arazilerden elde edilen vergi ve diğer gelirlerin devlet görevlilerine yaptıkları hizmet karşılığında verilmesidir. Büyük Selçuklular zamanında kullanılan ve yeniden düzenlenen bu sistem, Selçuklulardan sonra kurulan bütün Türk İslam devletlerinde kullanılmıştır.

Bu sistemin kısaca özellikleri şu şekilde özetlenebilir:

1. İkta sahipleri ile köylüler arasındaki ilişkiler belirli yasalarla güvence altına alınmıştır.

2. İkta sahiplerine topraklarının mülkiyeti değil vergi gelirleri bırakılmıştır.

3. İkta hizmetinin sürmesi koşulu ile babadan oğla geçmesi mümkündür.

4. İkta geliri ikta sahiplerinin rütbe ve mevkisine göre az yada çok olabilirdi.

5. İkta sahibi iktasını satamaz, hibe edemez, vakfa veremez ve miras olarak bırakamazdı.

6. İkta sahipileri aldıkları ikta karşılığında devlete asker yetiştirmek zorunda idi.

7. Bu sistemde toprağını mazeretsiz 3 yıl üst üste boş bırakanlardan toprakları geri alınırdı.

8. İkta sistemi sayesinde askeri,mali ve ekonomik alanda gelişme sağlanmıştır.

9. İkta sahiplerini kadılar denetlerdi.