ANA SAYFA

MONDROS ATEŞKES ANLAŞMASININ UYGULANMASI VE İLK İŞGALLER

İtilaf Devletleri Mondros Ateşkes Antlaşmasının hemen sonrasında I. Dünya Savaşı sırasında kendi aralarında yaptıkları gizli paylaşma planlarını ortaya çıkarmışlar ve işgal faaliyetlerine başlamışlardır. İtilaf Devletleri Mondros Ateşkes Antlaşmasının 7'inci maddesini çıkarları doğrultusunda yorumlamışlar ve yapılan bütün işgalleri bu maddeye dayandırmışlardır.

 

İngilizler: Mondros Ateşkes antlaşmasının imzalanmasından ardından geçen 3'üncü günün sonunda, 3 Kasım 1918 tarihinde, Musul bölgesi İngilizler tarafından işgal edilmiştir. İlerleyen zamanlarda ise Maraş, Antep, Merzifon, Urfa, Afyon, Samsun, Çanakkale, Bilecik, Eskişehir, Kars ve Batum'a İngiliz kuvvetleri yerleşmeye başlamıştır.

İngilizler Urfa, Maraş, Antep'i daha sonra Fransızlara bırakmışlardır, bunun karşılığında ise Musul'u istemişlerdir. Musul üzerinde İngilizlerin ısrarla durması petrol bölgelerinin güvenliğini sağlamak ve Doğu'da kurulması düşünülen Ermeni Devleti üzerinde nüfuz kurmak istemeleridir.

Fransızlar: 4-5 Kasım 1918 tarihleri arasında Fransız kuvvetleri İskenderun, Hatay, Dörtyol, Payas, Mersin ve Adana istasyonlarını işgal etmeye başlamışlardır.

İtalyanlar: 6-7 Kasım 1918 tarihleri arasında İtalyan kuvvetleri Bodrum, Antalya, Konya, Marmaris, Fethiye ve Kuşadası'nı işgal etmeye başlamışlardır.

Ermeniler: Doğu Anadolu'da büyük bir Ermeni devleti kurmayı amaçlayan Ermeniler ilk fırsatta istedikleri şehirleri işgal etmeye başlamışlardır.

61 parçadan oluşan donanması ile İtilaf Devletleri 13 Kasım 1918 tarihinde İstanbul limanlarına yanaşmış ve işgal faaliyetlerine başlamıştır. Aynı gün içinde Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'ndan ayrılan Mustafa Kemal, İstanbul'a gelen işgalci kuvvetler hakkında "Geldikleri gibi giderler" tabirini kullanmıştır.

İstanbul'da ikamet eden Osmanlı Sultanı (halifesi) işgaller karşısında kendi sarayının dışına dahi çıkacak bir güce sahip olmadığını yapılan işgallere sessiz kalarak göstermiştir. I. Dünya Savaşı'nın sorumlusu olan İttihatçıların ileri gelenleri ise işgal sonrasında Osmanlı topraklarını terk etmişlerdir.

Osmanlı toprakları içindeki azınlıklar, Osmanlı'nın düştüğü durumdan yararlanarak, işgalleri kolaylaştırmak ve bağımsız devletler kurabilmek için, zararlı cemiyetler teşkil etmişler ve faaliyetlerini arttırmışlardır. Bu duruma karşılık Türk halkı ise işgaller karşısında Osmanlı yönetiminin tepkisiz kalması sonucunda işgallere karşı çıkmaya çalışmış, ilk tepki olarak direniş cemiyetleri kurmuşlardır.



Yorum ekle