ANA SAYFA

MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI (MONDROS MÜTAREKESİ)

Mondros Ateşkes Antlaşması (Mondros Mütarekesi) Osmanlı Devleti’ni fiilen sona erdiren, düşmana kayıtsız şartsız teslim olunmasına sebebiyet verecek derecede, Türk tarihinin kara bir lekesi olarak kayıtlara geçmiştir.

Antlaşma metinlerinde yer alan acımasız ve tek taraflı maddeler, Osmanlı Devleti’ni ve Türk halkını adeta sömürge ülkesi yapmayı amaçlamış, ülkeler eşitliği ve insan hakları prensibine aykırı davranışlar sergileyen bir antlaşma olarak tarihe adını yazdırmıştır. Tamamı 25 maddeden oluşan bu antlaşmanın hükümleri Türk Halkının neredeyse yaşama umutlarını elinden almaktadır.

Mondros Ateşkes Antlaşmasının önemli maddeleri kısaca şu şekilde yorumlanabilir:

7’inci Madde: En kritik madde sayılacak 7’inci madde Osmanlı Devletinin fiilen yıkılışını öngörmektedir. Anadolu'nun işgal edileceğinin ilk belirtisi bu maddede açıkça söylenmektedir.

7'inci Madde İtilaf Devletlerine, diledikleri zaman Osmanlı topraklarında istedikleri bölgeyi güvenliklerini tehdit edici bir durum sebebi ile işgal edebileceği hakkı tanımıştır. Bu madde icabında bütün Türk topraklarının işgal ve taksim edilmesine imkân tanımıştır.

Bu maddenin antlaşma metinlerinde olması sayesinde İtilaf Devletleri, Osmanlı toprak bütünlüğünün bozulmayacağı imajı vermiş, Wilson Prensiplerine uygun hareket ettikleri izlenimini diğer devletlere göstermeye çalışmıştır.

24’üncü Madde: Bu maddede de altı vilayet adı verilen yerlerde kargaşa çıktığında bu yerleri de kolaylıkla işgal edecekleri hakkı tanımıştır. Burada altı vilayet antlaşmanın İngilizce metninde Ermeni vilayeti olarak tanımlanmıştır.

Bu madde gereğince İtilaf Devletleri Osmanlı toprakları üzerinde kendi himayeleri altında bir Ermeni Devleti kurmayı hedeflediklerini resmen beyan etmiş olmaktadır. Adı geçen altı vilayet: Erzurum, Van, Harput, Diyarbakır, Bitlis ve Sivas’tır.

5’inci Madde: Antlaşmanın bu maddesinde gereğince iç güvenliğin sağlanması, hudutların korunması dışındaki Osmanlı ordusunun terhis edilmesi ve antlaşmanın 16’ıncı maddesi gereğince Osmanlı kumandanlarının İtilaf Devletlerine teslim olması (yani esir olması) Osmanlı Devleti’nin fiilen yok olması anlamını taşımaktadır.

1’inci Madde: Bu maddede belirtilen Çanakkale ve İstanbul boğazlarının açılması sonucunda; Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki bağlantı kesilmiş, Osmanlı toprak bütünlüğünün bozulmuş ve İstanbul’un güvenliği tehlike altına girmiştir.

4’üncü ve 22 ‘inci Madde: Bu maddeler İtilaf Devletleri esirlerinin serbest bırakılıp Türk ve Müslüman esirlerin gözetim altında tutulmasını sağlamış, neticede devletler eşitliği ilkesini tamamen çiğnenmiştir.

Antlaşmada yer alan Osmanlı Devleti’nin ulaştırma vasıtalarını kontrol altında bulundurulması, Osmanlı Devletinin resmen tüm can damarlarının İtilaf Devletlerinin elinde olduğunu göstermektedir. Bu madde ile Türk halkının kendilerine karşı topyekun ve organize bir şekilde direniş göstermesinin önüne geçilmek istenmiştir. Nitekim bu madde geçicide olsa başarı sağlamıştır; çünkü Milli mücadelenin başında direniş hareketleri bölgesel düzeyde kalmıştır.

Yorum ekle