Tarihin.com

Tarih Hayal Mahsulü Olamaz.

Site İçi Arama

İSTANBUL'UN İŞGALİ

16 Mart 1920

Mebuslar Meclisi'nin sona ermesiyle İstanbul - Anadolu ilişkilerinde yeni .gelişmeler görüldü. Sadrazam Ali Rıza Paşa, il ve bağımsız sancaklara 14 Şubat 1920 günü bir genelgeyle milli irade adına söz söylemeye tek yetkili Mebuslar Meclisi olduğunu, hükümet işlerine karışma biçiminde başkalarınca yapılacak hareketlerin cezayı gerektireceğini bildirdi. Mustafa Kemal, barış sağlanıncaya dek, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin öngördüğü Kuvayı Milliye gerçeklerini savunacağını, karşıt bir genelgeyle duyurdu. Karşılıklı duyurular İstanbul Hükümeti’yle Anadolu arasında var

olan görüş ayrılığını doruk noktaya getirmiş oluyordu.

Bu arada Osmanlı Mebusan Meclisi, 17 Şubat 1920 günü Mecliste kabul edilen Misak-ı Milli kararlarını tüm dünyaya açıkladı. öte yandan İtilaf Devletleri, Mebuslar Meclisi toplantısından varsayım olarak bekledikleri sonucu alamayınca, hükümete çeşitli baskılara başladılar.

Kuva-yı Milliye yanlısı (gördükleri Harbiye Nazırı Cemal Paşa ve Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat Paşa’nın görevlerinden alınması için hükümete 48 saatlik bir süre tanıdıklarını bildiren bir yazı verdiler. Hükümet, Mustafa Kemal’in bu isteme karşı çıkılması uyarısına karşın, isteği kabullenmek zorunda kaldı, itilaf Devletleri yetkilileri ayrıca Mebuslar Meclisi Başkanınım ve İstanbul’da bulanan Temsil Heyeti yanlısı milletvekillerinin tutuklanacağını duyurmaya başladılar.

Ali Rıza Paşa Hükümeti, sürekli baskılar karşısında, 3 Mart 1920 günü istifa etti. Yeni hükümeti Bahriye Nazırı Salih Paşa kurdu.İngiliz kuvvetleri, 9 Mart günü Türk Ocağı'nı bastılar. Tüm bu hareketler İstanbul’un işgali için ön hazırlık girişimlerinin birer parçasıydı. Nitekim, 1.6 Mart 1920 günü, İstanbul’u resmen işgal ettiler.O günün sabahı İtilaf Devletlerinin savaş gemileri vurucu güçlerini kent üstüne çevirdiler. Karaya kuvvet çıkararak uygun gördükleri yerlere makineli      tüfekli güçler yerleştirdiler. Resmi kuruluşları gözetim altına aldılar. Şehzadebaşı karakolunda baskına karşı koyan Türk erlerini şehit ettiler. Mebuslar Meclisi’ni basarak, içinde Temsil Heyeti üyelerinin bulunduğu Rauf ve Kara Vasıf Beylerin yanı sıra bir grup Kuvayı Milliye yanlısı milletvekillerini tutukladılar ve Malta Adasına sürdüler. İstanbul'un belirli yerlerine işgalin nedenlerini, alman önlemleri aşağıda yer aldığı biçimde açıklayan duvar afişleri astılar ve İstanbul Hükümeti üzerinde tam bir baskı kurdular:

«itilaf Devletleri Osmanlı halkının saadetini sağlayacak bir barış hazırlamaya çalışırken memleketten kaçmış bulunan ittihat ve Terakki büyüklerinin sözcüleri olan bazı kimseler, Teşkilat-ı Milliye perdesi altında bir tertip meydana getirdiler. Bunlar padişah ile İstanbul Hükümeti’nin emirlerini hiçe sayarak harbin acı neticelerinden büsbütün takati tükenmiş olan halktan askerlik için para toplamak, türlü unsurlar arasında nifak çıkarmak, iane toplamak bahanesiyle ahaliyi soymak gibi işlere giriştiler. Bu suretle barış değil, adeta yeni bir muharebe devrini açmaya teşebbüs ettiler. Bu duruma son vermek için bugün, İstanbul işgal edilmiştir:

1. İşgal geçicidir.

2.İtilaf Devletlerinin niyeti, saltanat makamının nüfuzunu kırmak değil aksine olarak OsmanlI idaresinde kalacak memleketlerde nüfuzu kuvvetlendirmektir.

3.Taşralarda isyan çıktığı veya katliam yapıldığı takdirde İstanbul Türklerden alınacaktır.

4.Herkesin, saltanat makamı olan İstanbul’dan verilecek emirlere uyması gereklidir.

İstanbul’un işgalini, Hamdi Efendi adında, bir telgraf memuru Ankara’ya şöyle duyurdu.

Son Osmanlı Mebusan Meclisi, 18 Mart 1920 günü toplandı. Osmanlı Devleti’nin meşrutiyet dönemini simgeleyen Meclis, 17 imzayla verilen bir önergenin oybirliğiyle kabul edilmesi üzerine koşulların uygunluğuna dek çalışmalarına ara verdi. Yeniden toplanma ortamı oluşmayan Osmanlı Mebusan Meclisi, 11 Nisan 1920 günü, padişahın iradesiyle en geç 4 ay içinde yeni seçimlerin yapılması kaydıyla kaldırıldı. Aynı gün İngilizlerin isteğiyle 5 Nisanda Sadrazamlığa getirilen Damat Ferit Paşa, Anadolu'daki milli hareketlerin din ve devlete karşı ayaklanma niteliğinde olduğunu belirten bir fetva yayınladı.

Yorum ekle