Erzurum Kongresi 23 Temmuz 1919

Erzurum Kongresi 23 Temmuz 1919

Erzurum Kongresi, Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i  Hukuk Cemiyeti'nin, Müdafaa-i Hukuk-u Milliye  adıyla Erzurum'da açtığı şubenin 17 Haziran 1919  günü düzenlediği ilk il kongresinde bütün doğu illerinin katılmasıyla Erzurum’da bir kongrenin yapılmasını öngörmesi ve desteklenmesiyle belirlenmişti.

Erzurum Kongresi, olumlu sonuçları yönünden o güne dek yapılan Müdafaa-i Hukuk kongrelerinin  

en önemlisidir ve yerel olmayıp Doğu Anadolu adına toplanan bir bölge kongresidir. Amasya Genelgesi’nde belirtilen ve 10 Temmuzda toplanması gereken kongre, yeterli sayıya geç ulaşması nedeniyle  ancak 23 Temmuz 1919 günü toplanabildi. Erzurum Kongresi, valilerce engellenen Elazığ, Mardin ve Diyarbakır temsilcileri dışında, 5 ilden gelen 54 temsilciden oluşuyordu. Kongreye Erzurum 23, Trabzon 16, Van 2, Bitlis 3 ve Sivas 10 temsilciyle katıldı.Erzurum Kongresi’nin ilk açılış konuşmasında söz alan Mustafa Kemal, İtilaf Devletlerinin Osmanlı Devleti’yle imzaladıkları antlaşma kararlarının, uygulanış biçimini yermiş ve İstanbul Hükümeti’nin tutumuna da değinerek konuşmasını aşağıda yer alan sözleriyle tamamlamıştır:

"Bilinen hakikatlerdendir ki: tarih bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkar edemez. Bundan ötürü vatanımız ve milletimiz aleyhinde verilen hükümler, kanaatler muhakkak iflasa mahkumdur. Ve işte bütün bu iğrenç zulümlerden ve betbaht acizlerden tarihimize karşı reva görülen haksızlıklardan müteessir olan milli vicdan nihayet uyanıp feryadını yükseltmiş ve Müdafaa-i Hukuk-u Milliye, Müdafaa-i Vatan ve Müdafaa-i Hukuk-u Milliye ve Redd-i ilhak gibi türlü adlarla ve fakat aynı kutsal değerlerin korunmasını sağlamak için meydana gelen milli cereyan, bütün vatanımızda artık bir elektrik şebekesi haline gelmiş bulunuyor. İşte bu azimli şebekenin vücuda getirdiği celadet ruhudur ki mübarek vatan ve milletin mukaddesatını kurtaracaktır."

Mustafa Kemal'in açılış konuşmasından sonra kongre, çalışmalarına başladı, örgütün amacını ve yönetim biçimini belirleyen bir tüzük hazırlandı.

Erzurum Kongresinde alınan kararlar, özet olarak şöyle  sıralanabilir:

1.Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür. Çeşitli bölümleri birbirinden ayrılamaz.

2.Yabancı işgal ve karışmasına karşı Osmanlı Devleti’nin dağılması durumunda ulus, birlikte savunma ve direnme gösterecektir.

3.Vatanın bütünlüğüne İstanbul'daki hükümet egemen olamadığı takdirde, geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet milli kongrece seçilecektir. Kongre toplanmış değil ise, bu seçimi Heyet-i Temsiliye yapacaktır.

4.Kuva-yı Milliye’yi milli bütünlüğe egemen saymak kaçınılmazdır.

5.Yabancı güçlere, siyasi egemenlik ve toplumumuzu bozucu ödünler verilemez.

6.Manda ve korunma kabul olunmaz.

7.Milli Meclis’in derhal toplanması ve hükümet çalışmasının Meclis’in denetimine konulması için çalışılacaktır.

Kongre, Vilayat-ı Şarkiye, Müdafaa-i Hukuk-u Milli Cemiyeti’nin adını, Şarki Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti olarak değiştirdi ve bu tanımlama Sivas Kongresi'ne dek kullanıldı.Erzurum Kongresi, yabancı işgaller, ve baskılar karşısında direnemeyen hükümete karşı, Kuva-yı Milliye adını taşıyan güçlerin, milli bütünlüğe egemen olacağını belirtirken, gereğinde Temsil Heyeti’nin hükümet olarak iş görme yetkilerini üstleneceğini açıklıyor ve Anadolu’da milli bir hükümet kurmak gücünü, aldığı kararlarla vurguladığını son kez belirtiyordu.

Erzurum Kongresi'nin kararları, bir bildirgeyle ülkedeki yabancı makamlara, kuvvet komutanlarına ve illere dağıtıldı. Yabancı devlet temsilcileri ve İstanbul Hükümeti, Kongre kararlarını kısa ömürlü bir başkaldırma girişimi olarak değerlendirdiler. Ayrıca İstanbul Hükümeti, Kongre’yi yasaya uygun olmayan bir örgüt saymıştı. Sadrazam Damat Ferit Paşa "Anadolu'da kargaşalık çıktı. Anayasaya aykırı olarak Meclis-i Mebusan adı altında toplantılar yapılıyor. Bu hareketin mülki ve askeri memurlar tarafından men’i gerekir." demişti.

Kongre’nin sona ermesi üzerine, Sadrazam Damat Ferit Pasa, Mustafa Kemal, Rauf Bey ve Refet Paşa’nın, hükümetin emirlerine karşı çıktıkları nedeniyle tutuklanıp İstanbul'a getirilmelerini emretti. Fakat bu emirleri yerine getirecek makam bulamadı.



Yorum ekle